CEMRE UMUTTUR (Cemre Nedir)

CEMRE UMUTTUR

En son toprağa düştüğü inanılan Cemre’den sonra dağlarda ne sıcak ne soğuk ;bahar rüzgârları gezinmeye başlar. Gelincik ve kır çiçekleri ve şifalı bitkilerinde ormanları süslemeye başladığı bu dönem doğa yürüyüşleri için dağların en uygun zamanlarının başladığının habercisidir. Ve biz gezenler, dağda yürüyenler için ortam hazırlayıcı bir ışık gibi gökten iniverirler sırayla.1.2.3. saymayı yeni öğrenir gibi hava, su , toprak  Sanki beklenen bir kardeştirler, özlenen bir kekik kokusu, bir kelebeğin kanat çırpışıdırlar yada bir arının sırtında taşıdığı en değerli hazinesi polendir : CEMRE.

Çok bilindiği sanılan oysa gerçekte yeterince tanınmayan nice değer saklanmıştır da insanlığın bir çoğu anlayamamıştır nedense bu değerleri, ve insanlar kare duvarlar arasında kahvehanelerinden börek çay partilerinden çıkamamışlardır bir türlü :).

Kor halindeki ateş topu anlamına gelen Cemre Anadolu insanın dinamizmini ve yaşama umut dolu bakısının göstergesidir. Her zaman diri her zaman potansiyelini açığa çıkartan insanımız tez canlıdır tıpkı cemre gibi. Ve harekete geçtiğinde birdenbire her şeyi sihirli bir değnek değmişçesine değiştiriverir cemre gibi insanımız.

Yaşamın çok zorlaştığı, evden çıkmanın bile kimi zaman mümkün olmadığı, kış günlerinde; gökten ateş topunun gelip önce havayı, sonra suyu en sonunda da toprağı ısıtacağına inanır Anadolu insanı.
Bilim adamları cemre diye bir şeyin düşmediğini ve bunun kökeni Anadolu’daki çok eski uygarlıklara dayanan bir inanış olduğunu söylerler. Beklide hayatın köklerini o kadim uygarlıklarda aramak boşuna değildir. Çok eskilerden kalma bu miras o kadar değerlidir ki kimi zaman eşlerimizin kimi zaman çocuklarımızın kimi zaman torunlarımızın isimleri olur hafızalarda hep taze kalsın diye CEMRE.

Öyleyse Anadolu insanın bu masumane düşü; bahara ilişkin özlemi ve bahar ile birlikte gelecek güzel günlere olan inancını ifade eder CEMRE. Bahar gelmeden bahara inanmaktır Cemre. Bir uykudan uyanıştır. Sıkılmış, bunalmış bir vücudu ısıtmak ve aktif hale getirmektir. Hayata anlam katmaktır geleceğe dair umuttur ve beklentidir güzel günler için.

Eskiler 365 günlük yılı “Kasım” ve “Hızır” günleri olarak ikiye ayırmışlardı. Kasım 179, Hızır ise 186 gündü. 8 Kasım’da başlayıp  6 Mayıs’a kadar olan süreye “Kış devresi” denirdi. 6 Mayıs’ta ise “Hıdırellez” olarak adlandırılan yaz devresi, yani Hızır günleri başlardı.

Kasımın 46’sında, kırk gün anlamına gelen “Erbain”, 86’sında da elli gün anlamına gelen “Hamsin” başlardı. Böylece yılın en soğuk zamanları olan doksan günlük süre geçmiş olurdu. Kasımın başından itibaren yüz gün geçtikten sonra, halk zorlu kış günlerinin atlatıldığına inanırdı. Bunu da şu özdeyişle dile getirirdi:

“Geldik yüze, çıktık düze”.

Kasımın 105’inde (19-20 Şubat) birinci cemrenin havaya, 112’sinde (26-27 Şubat) ikincisinin suya, 119’unda da (5-6 Mart) üçüncüsünün toprağa düştüğü kabul edilir ve yedişer günlük aralıklarla da havanın, suyun, toprağın ısındığına inanılırdı.

Nitekim cemre kavramı Türk dünyasının kültürel yaşamında önemli bir yer tutmuştur.

Bilim adamları beş altı Mart toprağa düşecek en son Cemre’ye gene inanmayacaklar ama siklamenler, papatyalar, gelincikler, zambaklar Anadolu halklarının bu inancına ortak olup süsleyecekler her yeri, ve kuşlar yuva yapacak, karınca, börtü böcek yeniden aramıza dönecekler.

  CEMRE gibi geleceğe dair umudunuz olsun yeter.       İşte budur sermaye gerisi Hava, Su, Toprak

Fotoğraf : Bora Cavlak

Doğa rehberi Fedai 05325460730fb_img_1487529571019