Kestel Kanyonu Doğu Kolu 2017 / 2.yazı

Morgan Rice nin kahramanların günlüğü kitabında bolca bahseder kanyonlardan, kahramanlar; kanyondan çıkıp gelen köyün bütün çocuklarını öldüren canavarla yüzleşmek zorundadırlar, kanyonu geçip uzak diyarlara gitmek onlar için biçilmiş kaderdir. Ne kadar kalabalık bile olsanız yalnız hissedersiniz kendinizi kanyonlarda. Gün kanyon günü; ilk sema ve Erdal usta geliyor uzun çantaları alıp kardof un yolunu tutuyoruz. Çantaları atıp tiritciye gidiyoruz, lakin tirit saati çoktan geçmiş tabii o zaman yol aldık Avni nin dükkanına bir geç kahvaltı alıyoruz, dört kişi üç kişilik kahvaltıyı bitiremedik. İhtiyaçları bir bir analiz ediyoruz yeniden o yetermi bu yetermi yedek piller şarj telsiz vs vs bu arada İzmir ekibini Ankara ekibi alıp gelecek kulüpte buluşacağız. Eve uğrayıp dolaptakileride posetleyip kulübe geçtik. Son ihtiyaçlar bir tek ekmek kaldı alınacak saatler yarım oldu ve İzmir Ankara İstanbul tüm ekip kulüp te. Kulüp ana baba günü gibi şen. Necati nin tukkaninda kahveler içiliyor. Bizi kanyona bırakacak servisimiz İsmail de geldi. Kucaklasmalar merhabalar tatlı sohbetler daha geçen aynı ekiple Şahinderesi, Gümüşdamla kanyon etkinliklerini yapmıştık. Meğer ne çok özlemiş herkes birbirini. Kanyon çantaları bir bir doluyor. Celal abimin yokluğu Erdal başkanın rahmetli esprisi epey gidecege benziyor şimdiden. Thanklar tencereler İzmir’den ipler Ankara İstanbul Manisa’dan …. Hala gözümüz : bir parça ip alsakmi hesaplarında ve son çantalar hazırlanıp minibüse yükleniyor. Necati ve Ayşe lojistik ekip. Yaklaşık bir saat tozlu yollardaki yolculugun ardından Dağpazarinda kısa bir çay molası veriyoruz. Pek te kısa olmadı herkesin rahatı yerinde çaylar sade sodalar rahatlık rehavet. Haydi gidelim daha 20 km yolumuz var. Dağpazarinda n Söğütözü ne doğru stabilize toprak yolun altı, iki üç hafta önce gelen Selin ve yağışın etkisiyle epey tahrip olmuş, Erdal ustayla sık sık göz göze gelip arazideki sel yarinti izlerini inceliyoruz. Kanyon sonuna kadar duyacagimiz sorular ne kadar kaldı kaç km kaç dakikada oradayiz. Nihayet saat 16.00 Söğütözü antik köprü deyiz. İki meraklı çocuk yanımızda bitiyor, tabii haliyle bölgede böyle şeyler normal değil, büyük olan uyarıyor çok yılan var dikkat edin, hazırlanıp son pozlarimizi Necati ve Ayşe’ye verip vedalasiyoruz. Ben gözden kaybolana dek Ayşe’ye el salladım. Erdal abi son direktifleri veriyor, kurallar kaideler tavsiyeler bir çeşit kanyon geçiş ve keşif reçetesi. Saat 16.30 Artık kanyondayiz. 3 gün rahatız en azından geçen seneden talimli Erdal abi ve ben bildiğimiz yerdeyiz. Ekibin üyeleri buraya ayak basan el süren dünyanın ilk 11 indeler. İlkliginde önemi yok bu son da olmayacak artık biz yolu açalım ardı gelecektir. O antik köprü kahramanların kitabında bahsedilen gibi, sanki hepimize köydeki çocukları zamansizca gelip öldüren canavarı bulup cezalandırma görevi verildi, zirhlarimizi, efsunlarimizi bürünüp kaskalarimizi takmisiz….. Uzun havuzlar kurbağa ve yılan kacismalari, dallar sazlık lar, bulanık su ve serinleten sıcaklık her şey normal. Bugün gidebildigimizce yol almak ve ilk uygun kamp alanında kampimizi atmak hedefimiz. Bir istasyon inişi bir kaç küçük atlayış ve bir kaç destekli iniş var, bu bölüm kısmen dere formatlı henüz yalnızlık hissinin olmadığı kanyonun başınıza çiçekler taktığı hoşgeldin versiyonu. Bir kaç hafta öncesi yağışın izleri belli Selin götürdüğü süpürdügu sazlıklar ve malzemeler. Su seviyesi birazcık yüksek 2016 ya göre. Ölmüş bir semender bulup neoprenimin üzerine lakos logosu yapacaktim vazgectim ruhuna doğa ananın ruhuna saygısızlık olmasın,, sonra doğaya onu sonsuz istirahatina terk ettim, küçücük bir mezarı var şimdi başında serçe parmağı büyüklüğünde tahtadan bir taş diktim, her ölüm sonsuz bir saygıyı hak eder cümlesini okumuştum o bir yerde ….Bizim için anormal olacak her doğa olayı , oysa bu kanyon için, burada adapte olmuş canlılar için o kadar normal ki. Yağmurla gelen seller olmasa, içindeki yuvarlak köşegen şekilsiz sekilli alüvyonlar yavaş ve hızlı carpismalar bu keskin duvarlar jilet misali kokurdanlar cadı kazanları köprüler nasıl oluşurdu. Binlerce yıldan bahsediyoruz milyonlarca hatta taa jura devrinde yasamis ammonit fosilleri sığ bir okyanus un tabanında cokelip dinlenirken, Afrika plakasının Akdeniz altından küçük asya levhasını itip oteleyip kırıp kıvırıp yukseltmesi sonucu buralara kadar gelmesinden. El dokunduğumuz her yer ilk insanın ateşi bulması gibi güçlü bir keşif barındırıyor buralarda. Ekibin keyfi epey güzel Semih ara sıra kendini tutamayıp hayde diye cigiriyor dağ i taşı. Nesrin abla çoktan fotoğraf makinasının bir kaç gigabaytini kayda geçirdi bile,, şamil abi Tuğçe Sema İsmail hepimiz bu kanyonda doğmuş gibi ilerledik dakikalarca, gözümüzden kaçmasa da yüz metrelik tam ip İsmail de biraz ağırlık sorunu yapacak gibi duruyor; Ve nihayet liderden mola kamp molası kararı yaklaşık 2 km yol almisiz. Neoprenler çıkartılıyor herkes kendince yatacak bir yere matini atıyor yiyecekler tencereler keyifler kallavi. Mönü de nohut kavurma pilav ve limonlu tenk var. Erdal abinin rahmetli sözcü gü artık dile pelesenk oldu rahmetli olsaydı şöyle yapardı böyle yapardı büyüksün Celal usta 🙂 tek başına kamp mutfağını çekip çevirmek kolay iş değilmiş anladık. Büyük kepçe takım yıldızı gecenin karanlığında başımızın üstünde bir şapka gibi selamladılar tüm yildiz takımıyla bizleri, bizlerse yeni güne dinç bir şekilde uyanıyor olacağız Semih in denklansor darbeleriyle. Yarın sabah buluşmak üzere.
Kanyonda birinci günün sonu yıldızların altında uyumak mükafatı…….arkası yarın…….

Doğa rehberi Fedai 05325460730IMG-20170825-WA0194