Sülüklü Göl Manisa

Manisa’ya oldukça yakın ama çok bilinmeyen sülüklü golden önce gole ulaşmadan ugradigimiz koyun efsanelerinden biriyle yazıya başlamak istedim, yazı internet kaynaklarından alıntıdır.

 

Yaşlı bir çoban, sürüsünü tarlaların etrafında otlatıyor, çevresine zarar vermeden hayatını sürdürüyordu. Ancak köylüler çobanın tarlaların etrafında sürü gezdirme sinden rahatsızdı. Kendi aralarında konuşarak, konuştukça birbirlerini kışkırtarak, kendi halindeki çobanı Manisa’daki kadıya şikayet ettiler. Oysa çoban kendi halinde hayvanlarını otlatırken tefekküre dalar; Allah’ın yeryüzündeki eşsiz nimetlerine, mucizelerine şükür eder, hayranlıkla seyreder, Hak aşkıyla mest olurdu…
Köylülerin şikayeti üzerine şehirden askerler gelip, çobanı Manisa’ya, kadıya götürmek isterler. Çoban çok şaşırır. Hiçbir suçu yokken mahkemeye götürülmek çok ağırına gider. Askerlere, “Bana müsaade edin, koyunlarımı çember içine alayım da ben gelinceye kadar dağılıp tarlalara zarar vermesinler” dedi.  Askerler bu söze gülerek, “Ne! Sen şimdi çember çizeceksin ve bu hayvanlar çemberden çıkmayacak ha? E hadi çembere al da görelim!” diye dalga geçtiler.
Çoban sesini çıkarmadan dua okuyarak, koyunların çevresinde dolaşıp, kendince onları çembere aldı. Yola çıktılar, namaz vakti gelmişti. Yaşlı çoban namaz kılmak istediğini söyleyince askerler, “Dede burada su yok. Nasıl abdest alacaksın?” dediler. Çoban, “Bana müsaade edin “ dedi, askerlerin yanından biraz uzaklaşıp ayağını yere vurdu, yerden su çıktı. Çoban abdest alıp, namazını kıldı. Askerler hayret içinde kalmışlardı. O yer şimdi taş ocağının olduğu eskiden Ilıca denilen yer…
Namazdan sonra Manisa yolculuğu devam ederken askerler, “Dede biz susadık” deyince, dede ayağını yere vuruyor, yerden şu fışkırıyor; askerler kana kana su içiyor…  -Su çıkan yer şimdiki Akpınar-
Mahkemeye gelince iki asker kadının yanına gidip, çobanı getirinceye kadar,  gördükleri mucizevi olayları anlatınca kadı iki asker, dağa gidip çobanın daire içine aldığı koyunlara bakmalarını söyledi. Askerler dağa geldiklerinde, koyunların çember den çıkmadıklarını şaşkınlık içinde gördüler. Manisa’ya dönüp, bunu kadıya söylediler. -Bu arada çobanın adı İsa’ydı- Kadı bir yanlışlık olduğunu söyleyip Çoban İsa’ya sürüsünün yanına gidebileceğini söyledi. Haksız yere suçlanmak Çoban İsa’nın çok zoruna gitmişti. Adını alan Yukarı Çobanisa köyüne, “Haneniz otuz dokuz, kırk olmasın” diye beddua etmiş. Uzun yıllar Yukarı Çobanisa’nın hane sayısı hiç artmamış… O dedenin mezarı da Yukarı Çobanisa’da bir tepede bakımsız bir halde…

Gelelim sülüklü Göl spil dağında nazar boncuğu gibi hakettiği değeri fazlasıyla veriyor, göl kenarında herhangi bir tesis yok son alisverislerinizi gole ayrılmadan yapmanızı tavsiye ederim, göl kenarında temiz içecek su kaynağı mevcut ancak WC yok ve doğal yollardan ihtiyacınızı gidermeniz gerekecek. Gol derinliği bir metreyi geçmiyor ve binlerce kurbağa size eşsiz bir serenat ve müzik ziyafeti sunuyorlar. Zaman zaman göl kenarına domuzlarda su içmeye gelebiliyorlar. Yarıkkaya kanyonuna giden yolda ikinci kez gördüğüm gölün bazı özellikleri şöyle, göl doğal bir göl ve adı gibi malesef sülük bulunmuyor, sebebi göle bırakılan İsrail sazanları olabilir, sülük varsa da ben göremedim. Gölde nilüfer yetişiyor bu da buranın nadir sulak alanlarimizdan olduğunun ispatı. Eşsiz manzarasında ormanların içinde kurbağa resitalinde kamp yapmak isterseniz mutlak tavsiye ediyorum. Kalın saglicakla